gezilerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

POYRAZKÖY GEZİMİZ


İstanbul’da ama İstanbul’dan uzak bir gün.
Ciğerlerimin oksijenle dolduğunu hissettim. Evet aldığım havaydı, tertemiz hava.
Kartal’dan, Poyrazköy’e 40 dakika da vardık. Ağva yollarına benzeyen her yanımız ağaçlarla kaplı olan nefis yolları vardı.
Nefis yolların sonunda Cumhuriyet parkına ulaştık. Diğer mekanların aksine geniş yeşil alan üzerine birbirine çok yakın olmayan kamelyalar vardı.
Biz 4 yetişkin 3 çocuk için 5 kişilik serpme kahvaltı aldık. Toplam 150tl ödedik. Kişi başı 30tl mekan ve kahvaltılıkların lezzetine baktığımızda gayet iyiydi.
Kahvaltılıklara ilaveten paçanga böreği ve pişi olması çocukları mutlu etti. Nefis bir menemen ve tereyağda yumurtası da vardı. Semaver çayından hiç bahsetmiyorum bile.
Mekanın eksisi hamak için 15tl alıyor olmasıydı. Ama diğer güzellikler yanında bunu da biz görmezden geldik.




















Dönüş yolunda Poyrazköy cam sanatları merkezine uğradık. İsterseniz 5tl bedelle kendi cam tasarım denemenizi yapabildiğiniz bu yer çok şirindi gerçekten.
















Hemen yanında masaların bile uçtu uçacak şeklinde durduğu mekanda kahve molası verdik, yanında çikolata, lokum ikramı olmasa da kahvesi güzeldi.


























Sonrasında yürüyüş yoluna girdik sanırım 2400km kadar uzunluğu vardı biz çocuklarla 1500km kadar yürüdük ama hiç yorulduk şikayetleri almadık. Yol boyu yerlere dökülen yapraklarla oynadılar. Başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda gördüğümüz şey göğe kadar uzanan yemyeşil ağaçlardı.
Yerde sararıp dalından düşen yapraklara inat yeşili yeşil selviler vardı.















Dönüş yoluna geçtiğimizde çocuklar acıkmıştı temiz hava eşittir bolca yemek demekti.
Yol kenarında gözleme yapan ablaları görmemeniz imkansız. Patatesli, kaşar peynirli ve beyaz peynirli gözleme aldık. Sacda pişirdikten sonra tereyağ sürmeleri inanılmaz lezzet katmıştı.
Gözlemenin fiyatı 7, çay 2,5tl.
Gözlemenin yanı başında kazanda kaynayan mısır ve çiğ kestane satılıyordu. Kestane den de aldık fakat bir çoğu kurtlu çıktığı için onu tavsiye edemeyeceğim.
Bu cumartesi hava güzel olacak gibi, rotanız Poyrazköy olsun derim.

Sevgiler












Beşiktaş Kahvaltıcılar Sokağı ve Pişi


Muhtemelen çalışan anne olduğum için işte olduğum zaman dışında çocuklarımı bırakıp dışarıda zaman geçiremiyorum.
Geçen haftalardaki Eskişehir gezimizde de annem çocukları bırak eşinle git diye ısrar etmesine ve onlarla zor olacağına inandığım halde onlarla gittim çünkü biliyordum ne görsem onlarda olsa, onlarda görse diyecektim. Ve bugün iyi ki onları da götürmüşüm diyorum. Hem insan çocukluğunda ne yaşarsa bunu ömrü boyunca tarifsiz bir hisle anıyor ve anlatıyor.
Eskişehir gezimizden sonra küçük bir İstanbul turu yapalım dedik. Annem bu sefer bari tek gidin biraz başbaşa zaman geçirin gün içinde döneceksiniz nasılsa dedi ve eşimde evet bu sefer birlikte gidelim deyince peki dedim. İstanbul'u onlarla defalarca gezmiş olmamızın da etkisi oldu tabi.
Tabi onlar uyanınca bırakıp çıkamayacağımız için sabah 7:30 da parmak uçlarımızda evden ayrıldık.
9:00 da Kadıköy’e vardık ve hemen kalkmak üzere olan vapurla Beşiktaş’a geçtik.
Daha evvel bir arkadaşım Beşiktaş ta kahvaltıcılar sokağından bahsetmişti. Google harita ile sokağı bulduk peki nereye gitmeliydik noktasında yine daha önce gidenlerin yorumları neticesinde "Pişi"yi aklımıza yazdık.
Sokağa girdik çok şirin minik kahvaltı dükkanları vardı. Pişi’yi gördük ve ortamı da içimize sinince orada kaldık.
Menüye bakarım ama çok inceleme huyum yoktur. İki kişilik serpme kahvaltı istedik. Domates, salatalık, iki çeşit peynir, kaymaklı bal, yeşil ve siyah zeytinle yarım kadar dilimlenmiş ekmek ve bir bardak çay geldi. Birkaç dakika devamını bekledik J Ama devamı yoktu sonra menüyü açtığımda sadece bunların yazdığını gördüm. Pişi’ye gelip pişi yenmez miydi ama bence serpme de olsa mutlaka pişi ekli olmalıydı. İlaveten pişi istedik ve gerçekten çok lezzetliydi.
Gelen yiyeceklerle doyduk mu ? evet. Çok lezzetliydiler dalından koparılmış gibiydi zeytinler ve zeytinyağ tam sevdiğim gibiydi.
Çalışanları güler yüzlü ve ilgiliydi. Son olarak lavaboları da temiz denilecek kadar iyiydi.
Beşiktaş kahvaltıcılar sokağında Pişi tekrar gidilecek mekanlar listemizde yerini aldı.





ESKİŞEHİR GEZİSİ


Merhabalar,
Sevdiklerinizle güzel bir bayram geçirmiş olmanızı umut ediyorum.
Tüm bayramı şehir dışında aileden uzak geçirmeyi sevmediğimizden bayramın 3.gününe günü birlik bir şehir dışı gezisi yapalım istedik. Eskişehir uzun zamandır görmek istediğim bir yer olduğu için fırsatımızı orada değerlendirdik.

Eskişehir' e trenle gitmeye karar verdik çünkü tren seyahatini ve geçerken gördüğümüz yerleri çok seviyorum.
Bilet alırken ters koltuk almasaymışım daha iyiymiş tabi, eğer siz de tersten gidemeyenlerdenseniz aman bilet alırken dikkat edin.
7:30 da pendikten bindiğimiz trenimiz saat 10:00 da Eskişehire varmıştı. Bayram olduğu için istasyonda kolonya ve şekerle karşılandık. Özellikle miniklerimin çok hoşuna gitti.
Şehir hakkında bir bilgimiz olmadığı için kalabalığın gittiği yön en iyi yöndür diyerek o tarafa doğru gittik :)

Kahvaltı için Leman Kültür'ü önermişti bir arkadaşım. Hemen merkezde Espark alışveriş merkezinin arka caddesinde bulunan mekanda 3 kişilik serpme kahvaltı için 42tl ödedik ve o kadar güzel doydukki tüm gün hiç acıkmadık.


Kahvaltıdan sonra ilk durağımız Odunpazarı oldu.
Odunpazarı için yine Espark'ın önündeki tramvay durağından otogar yazan tramvaya binip Atatürk Lisesi durağında iniyoruz. Tramvaya binmek için Espark bilet almanız lazım. Durağın hemen karşısındaki Özkan büfe'den temin edebilirsiniz.

Atatürk Lisesi durağında indikten sonra okulun hemen yan sokağından yukarıya doğru devam edip muhteşem evler karşısında mest olabilirsiniz.






2 liraya bir kağıda 4 isim yazılır yazan bu amcayıda kıramayıp isimlerimizi yazdırdık. Bize kendi yazdığı bereket ayetini hediye etti. Arkasında ise "Şükür et bereketin artsın" yazıyordu, el yazısı ile yazmış olduğu bu güzel ayet evimizde yerini aldı.


Mum sanatları müzesine de girelim istedik fakat o kadar uzun bir kuyruk vardı ki Eren ve Ada ile beklememiz mümkün değildi.

Hemen müzenin karşısından yine büfeden bilet alıp Sazova parkı otobüsüne bindik. Eren bileti ekrana okutmaya çalışınca hemen uyarı geldi okutmuyoruz üstünden makineye sokup alttan geri alıyoruz çünkü gelip kontrol edebiliyorlarmış. Haberiniz olsun bizim gibi bileti makineye takıp gitmeyin :)

Sazova otobüsü biraz geç geliyor ve tıka basa doluyor. Odunpazarından yaklaşık 15dk mesafede olan bu park çocuklar için inanılmaz güzel.







Sazova'da Bilim Deney merkezinde Eren çok eğlendi. Merkeze saat başı 5tl ücretle girilebiliyor.
İçeride dinozor parkı, icat edilen ilk kare tekerlek, çeşitli bilim ve deney türlerinden çeşitlendirmeler var.


Sazovadan Adalar'a geçtik fakat hem çocuklar hem de biz inanılmaz yorulduğumuz için orada fotoğraf çekme imkanımız olmadı. Çayın kenarında çok hoş mekanlar var. Her yerde çi börekçileri görebilirsiniz.

Biz kano ile gezemedik çünkü onda da uzunca bir kuyruk vardı ve çok yorulmuştuk.
3,5 ve 6,5 yaşında iki çocukla bu kadarına bile şükrettik :)

20:37 ile istanbula dönüş yaptık.

Eskişehirin sokakları gündüz bomboş ama akşam olunca bu kadar insan nereye sığdı gündüz diye düşünmeden edemedim. Hava gündüz ne kadar sıcaksa akşam da o kadar soğudu iyi ki uzun kollu hırkalar almışım dedim.

Biz Eskişehir'e doyamadık

Sualtı müzesi, kentpark ve kano gezisi için tekrar gideceğiz.










AĞVA GÜNLÜĞÜ


Çooook gecikmeli yazılmış bir yazı ama burada bir yerde de olsun istedim. Hem gitmek isteyenlerde fikir sahibi olurlar.
Önceki yaz tatilimizde Çanakkale yakınlarına gitmiştik. Ada rahatsızlanınca erken dönmek istedik ve dönüş yolu hayli uzun gelince bu kez daha yakın bir yere gidelim dedik ve Ağva’ya karar verdik.
Şileyi geçtikten sonra dere üzerinde binbirgece masalı isimli bir kulübede gözleme yemek için durakladık. Gerçekten gözleme harikaydı.
Sonrasında iki yanı ağaçlarla kaplı bol oksijenli harika yolları aşarak Ağva’ya vardık.
Kalacağımız yeri önce’den belirlememiştik. Gözümle temizliğini görmeden karar veremiyorum :)
Denize sıfır bir pansiyon vardı ama içime hiç sinmemişti biraz içeri doğru yürüyünce meydan’da piazza hotel’i gördüm.
İçeri girdiğimizde çok tatlı bir bayan karşıladı bizi. İşletmeyi Nurten hanım ve ablası birlikte işletiyorlardı.
O kadar şirin ve samimiydi ki ve oldukça temiz olduğunu da görünce odalara bir bakalım dedik :)
Çok zevkle döşenmiş ve pırıl pırıldı. Eşyalarımızı yerleştirip güzel bir koy bulalım dedik.
Şile tarafına doğru biraz gittik ve kamp alanı gördük, sahili de vardı ve merkeze oranla sakin görünüyordu. Hem araba hem de kendimiz için kişi başı 20tl ödeyerek giriş yaptık.
Deniz o kadar dalgalıydı ki ada çok korktu. Zaten milli yüzücü olmayan insanların pek cesaret edebileceği bir deniz değildi ve geri çıkıp merkeze gittik.
Merkezdeki deniz diğer taraf kadar dalgalı olmasa da yinede dalgalıydı. Ada önceki korkuyu atamadığı için denizi görünce ağlayınca. Eşim Eren ile denizde oynarken ben Ada ile kenarda bekledim.
Merkezdeki plajda 5tl verip şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Plaj giriş ücreti yok.
Deniz oldukça temiz ve güzeldi, balıklarla birlikte yüzdüğünüzü rahatça görebilirsiniz J
Ağva’ya gelmişken birde nehir kenarında yemek yiyelim dedik. Yolumuz bizi Masal Evi’ne çıkardı.
Çok ilgili olduklarını söyleyemem fakat yemekleri beklediğimden lezzetliydi.

Bizim Ağva tatilimiz bol dalgalı bir şekilde geçtiyse de piazza hotel’in huzurlu havası, Nurten hanım ve ablasının güzel enerjisi ile keyifli vakit geçirdik.